Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962) Saatler Ayarlama Enstitüsü adlı romanında, bilinen bir iş yapmayan, aklın kabul edebileceği bir üretimde bulunmayan bir kurumdan söz eder. Bu kurum gelişir ve büyür, Başkan ve Büyük Başkan’ın takdirlerini kazanır ve kuruma devlet kaynakları sunulur. Tabii bu arada kadrolar tanıdıklar ve yakınlar ile doldurulur. Hiçbir üretim olmadığını ve hiçbir iş yapılmadığını gören Hayri Bey olanlara hayretle yaklaşmakta, olayları anlamaya çalışmakta ve arada itirazlarını dile getirmektedir. Ancak kurucu Halit Bey tarafından her seferinde ikna edilen Hayri Bey kurumun Müdür Yardımcısı konumuna getirilir. Yeni kadrolar istenir, yeni kaynaklar sağlanır ve enstitünün şanı yayılır. Çevre, insanlar, bir iş yapmayan çalışanlar o kadar inanmışladır ki, kendi yarattıkları sanal kurumunun hayali başarısı karşısında büyülenirler. Tabii bu arada tarihi gerçekler tahrif edilip olmayan eserler ve şahıslar hakkında belgeler düzenlenir, kitaplar yazılır ve rüya gerçekmiş gibi yaşanır. İçinde bulunduğu girdaptan çıkamayan Hayri Bey gerçek bir iş üretmeyen bu kurumun şanının büyümesine alet olur ve onun da (biraz tartışılsa da) ünü artar. Yüzyıla yaklaşan ömrü ile bu harika eser, edebiyatımızın değerli ismi Tanpınar tarafından, bize, kurumsal yaşamda dirsek çürüten ve emek harcayan kişilere bazı dersler sunmaktadır.

Derslerin birincisi üretkenliktir. İnsanlar ve kurumlar ürettikçe var olurlar. Ama diyeceksiniz “eserde böyle olmuyor, hiçbir şey üretmeden sanal bir büyüme var”, doğru ama ilkin eserin sonuna henüz değinmedim. İkincisi ise Tanpınar eserinde olumsuzlukları göstererek alaylı bir dille, olayların ters oluşumlarına işaret ediyor ve bizim yanlışları görmemizi sağlıyor. Bildiğiniz gibi üretim, ham maddeden mamul veya yarı mamul elde etme veya hizmet sağlayarak fayda yaratma sürecidir. Üretken olma her ne iş yapılıyorsa iki koşula dayanır. Birincisi bir sonuç elde edilmesi (doğru işin yapılması), yani amaçlanan çıktının elde edilmesi, ikincisi ise bu süreç içinde kaynakların verimli kullanılmasıdır (işin doğru yapılması). Tüm bu süreçler sorumluluk üstlenen, düşünüp plan yapan ve eyleme geçen insanların eseridir. Bu eylemlerin tümüne icraat (execution) diyoruz. Ne mutlu üretken insanlara.

Benim çıkarttığım ikinci ders ise belirli sayıda insanın aynı şeye inanması halinde “o”nun var kabul edilmesi. Bu konuda HOMO SAPIENS kitabında Harari çok çarpıcı örnekler verir. Ne güzel ki Charlie Chaplin’in 1936 yılında Modern Zamanlar filminde 20 ve 21. yüzyılda kurumsal hayatta yaşanacakları öngörmesi gibi, Tanpınar da insanların saçma ve akıl dışı da olsa kendilerine anlatılanlara inanmaları ve tabii kendilerini çarka kaptırıp, kendilerini kandırmayı sürdürmelerini görmüş yıllarca önce.          

Kitabın sonunu söylemeyeceğim ama şu kadarıyla yetineyim. Bu sanal kurumun sonu bu hayali yaratan Halit Bey’in “Aldanmışım” sözüyle anlatılır. Neye mi aldanmış? Kim mi aldatmış? Tahmin edersiniz. Olmazı başaran, hiçbir işi üretmeyen ve aklın kabul edebileceği bir iş yapmayan bir kurumu yüceltip, kitleleri inandıran Halit Bey en basit insan davranışını kestirememiştir. Son sözü Rotterdamlı Erasmus’a bırakalım. “Hiç kimse size karşı değildir, herkes kendinden yanadır.”

Fuat Yalçın

Not: Hedeflere Ulaşmak Eğitimine katılarak bu konudaki yetkinliklerinizi artırabilirsiniz. OffCourse'la dünyanın her yerinde, kişisel bilgisayar, tablet veya akıllı telefonunuz üzerinden eğitim alabilirsiniz.