Kriz Yönetimi ve Krizle Yönetim

Kriz Yönetimi sözünü herkes biliyor ama çok yaygın olarak uygulansa da Krizle Yönetme sözü aynı oranda bilinmiyor. İsterseniz Krizle Yönetmek konusuyla ilgili olarak önce Nazi Almanyası’nın başlangıcındaki en temel olaylardan birisi sayılan Reichstag Yangınına bir bakalım.

Almanya Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg 30 Ocak 1933 tarihinde Adolf Hitler'i, Katolik Merkez Partisi'yle bir koalisyon kurması için başbakan olarak atadığında ülke ekonomik sıkıntılar ve istikrarsızlık içindeydi. Hitlerse hedeflerine ulaşmak için koalisyon hükümetinin başında olmayı yeterli görmüyor, Nasyonel Sosyalistlerin çoğunlukta olduğu bir meclis ve muhalif güçleri sindirebileceği kadar fazla milletvekili istiyordu. Gerçek hedefini gizleyen Hitler ilk olarak cumhurbaşkanından ülkeyi yeni bir seçime götürmesini istedi. Seçimler için 5 Mart 1933 tarihine karar verildi.

Seçimden bir hafta kadar önce, 27 Şubat 1933 akşamı Parlamento Binası Reichstag’ta büyük bir yangın çıktı. İtfaiyecilerin yoğun çabalarına karşın yangın tüm binayı sardı, yangın bittiğinde bina kullanılamaz hale gelmişti. Alman polisi yangının sorumlusu olarak Marinus van der Lubbe’yi yakaladı. Van der Lubbe Hollanda’dan Almanya’ya gelmiş ruhsal sorunları olan bir komünistti ve yargılama sırasında binayı kundakladığını kabul etti. 1934’te giyotinle ölüme mahkûm edilen van der Lubbe’ye verilen idam cezasının 2008 yılında, yani ölümünden 74 yıl sonra, mahkeme tarafından haksız olduğuna karar verildi.

Hitler bu yangını gerekçe göstererek cumhurbaşkanından kendisine ek yetkiler tanıyan bir kararname çıkartmasını sağladı. Bu kararname ile düşünce özgürlüğü, basın özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve haberleşme özgürlüğüne sınırlamalar getirildi. Seçim çalışmaları iptal edildi. Bu koşullarda yapılan seçimde Hitler oy oranını bir önceki seçime göre ciddi biçimde artırarak %33’ten %44’e çıkarttı. %8’lik diğer milliyetçi partiyle birlikte Nazilerin oy oranları %52’yi bulmuştu ancak bu rakam Hitler’in ülkeyi istediği şekilde yönetmesi için yeterli değildi. İlerleyen günlerde binlerce komünist tutuklandı. Sosyal demokratların arasından da komünistlere destek verdikleri gerekçesiyle tutuklananlar oldu. Kalanlar ise yoğun bir baskı altında kaldılar. Hitler bu ortamda kendisine olağanüstü yetkiler tanıyacak bir yasayı meclisten geçirmenin hazırlığı içindeydi.

23 Mart’ta Enabling Act adı verilen ve Hitler’e anayasa hükmünde kararname çıkartma yetkisini tanıyarak meclisi bir kenara itecek yasanın oylaması yapılacaktı. Nazilerin 288 ve Milliyetçi Partinin 52 milletvekili, bu yasanın meclisten geçirmesi için gereken üçte iki çoğunluğu sağlamıyordu. Oylamada hayır oyu vermesi beklenen Komünist Partisinin 81 milletvekilli zaten Reichstag Yangını nedeniyle tutuklanmıştı. Sosyal Demokrat Parti’den tutuklanan milletvekilleri de vardı. Kalan Sosyal Demokrat Parti milletvekilleri üzerindeki yoğun yıldırma, tehdit ve korkutma politikaları sonuç verdi. Sosyal Demokrat Partiye ait 120 milletvekilinden önemli bir bölümü baskılar nedeniyle oylamaya gelmedi. Mecliste 93 milletvekili bulunan merkezdeki Katolik Parti Başkanına Katoliklerin dini özgürlüklerinin korunacağına ve partiye dokunulmayacağına ilişkin söz verilip Nazileri desteklemesi sağlanınca 23 Mart 1933’te bütün güçleri bir tek kişiye bağlayan yasa kabul edildi. Merkez Katoliklerin desteği ile tek güç olan Hitler verdiği sözü kısa sürede unutarak bir ay sonra Katolik Merkez Partisini kapattırdı. Almanya bu yasadan sonra, savaşın sonuna dek bir daha çok partili ortamda seçime gidemedi. Tüm diğer partiler yasaklandı ve meclis yasama işlevini kaybetti. Bu tarihten sonra önemli bütün yasalar Hitler tarafından oluşturulurken Meclis sadece Hitler’in ateşli konuşmalarını alkışlayıp ona desteğini sunmak için toplanılan bir gösteri merkezine dönüştü. Bu yasanın uzun vadedeki sonuçlarını herkes biliyor, Nazi Almanyası ve tüm dünyada yaşanan acıları yinelemeye gerek yok, zaten yazının konusu da bu değil.

Şimdi bu örnek üzerinden Kriz Yönetimi ile Krizle Yönetim arasındaki farka değinmek istiyorum. Deprem olduğunda, binada yangın çıktığında ya da ekonomik bir felaket yaklaştığında iyi bir plan yapıp harekete geçmek için yeterli zamanınız olmayabilir. Dolayısıyla bu tür durumlarda bir kriz masası toplayarak daha hızlı karar alınmasını sağlamak gerekir. Yoksa siz prosedürleri uygulayana kadar yangın tüm binayı sarabilir veya siz henüz değerlendirme aşamasındayken ekonomik kriz işletmenizi iflasa sürükleyebilir. Kriz dönemlerindeki olağanüstü koşullara uygun olarak, daha hızlı bir karar alma mekanizması kurmak için yöneticilere olağanüstü yetkiler verilebilir. Bu şekilde krizlerden en az zararla çıkılabilir. Buna Kriz Yönetimi deniliyor.

Krizle Yönetim ise krizi bir fırsat gibi düşünerek normal zamanlarda yapılamayacak işleri bu krizi bahane ederek yapan yöneticilerin uygulamaları için benim bulduğum bir tanımlama. Diyelim ki bir kişiyi işten çıkartmak, işyerinde farklı bir model uygulamak ya da fabrika bahçesine kafeterya yapmak istiyorsunuz ancak yönetim kurulunu ikna edemiyorsunuz. Bu durumda işyerinde yaşanan büyük çaplı bir dolandırıcılığı, bir kavgayı bahane ederek yönetim kurulundan işleri hızlıca düzeltebilmek için istediğiniz kişiyi işten çıkartıp, istediğiniz projeyi uygulatabileceğiniz kısa süreli bir yetki istiyorsunuz. Ancak bu yetkiyi asıl amacının dışında kullanarak normal dönemde yapmaya gücünüzün yetmeyeceği şeyleri yapmaya başlıyorsunuz.

Krizle Yönetimin uzun vadede başarılı olma olasılığı yok çünkü kriz dönemi geçtiğinde krizin nedenleri ve uygulamalar karşılaştırıldığında yöneticinin niyeti ortaya çıkıyor ve bu sefer de yöneticinin güvenilirlik sorunu başlıyor. Niyetlerinizi açıkça sıralayarak ve insanları ikna ederek yola çıkmadığınızdan ötürü yönetimi sürdürebilmek için ilk kriz bittiğinde başka krizlere ihtiyaç duyuyorsunuz. Yangın bitince deprem, deprem bitince sel felaketi gerekiyor. İnsanlar bir uyuşturucu bağımlısı gibi ikna olmak için her seferinde daha yüksek dozlu felaketler bekliyorlar.

Krizle Yönetim hem yöneticiler, hem çalışanlar, hem de işletmeler için bir çıkmaz sokaktır. Sesiniz bir kez yükselirse düşürmek, krizden beslenmeye bir kez başlanırsa bir daha normale dönmek mümkün olmaz.

Burak Kaya

 

Not: Yukarıdaki örneğe benzer durumlarda, baskı altında kalanların doğru olanı yapabilmeleri çok önemlidir. Bu konudaki yetkinliklerinizi artırmak için Değerlerle Yaşamak eğitimimize katılabilirsiniz. Dünyanın neresinde olursanız olun OffCourse’la kişisel bilgisayar, tablet veya akıllı telefonunuz üzerinden eğitim alabilirsiniz.

 

Kaynaklar

http://spartacus-educational.com/GER1933.htm

https://en.wikipedia.org/wiki/Reichstag_fire