Meslek Seçimindeki “Kaça Para Maaş Alıyorlar?” Ölçüsü Üzerine

Bugün meslek seçimi yaparken öğrenci ve anne-babalar, genellikle iki ana ölçüt üzerinde duruyor:

  1. Bu meslektekiler iyi para kazanıyor mu?
  2. Meslek grubu toplumda saygınlık görüyor mu?

Kimse bunların önemsiz olduğunu söyleyemez ancak derinlemesine bakıldığında bu ölçütlerin bir meslekteki tüm insanlar için geçerli olduğunu söyleyemeyiz. Aynı meslek grubunda geliri iyi olan, saygınlık gören kişiler olabileceği gibi iş bulamayan, saygınlık görmeyen veya geçim sıkıntısı çeken kişiler de olabilir.

Kuşkusuz sadece bu iki hedefi kullanarak doğru bir seçim yapamayız ancak isterseniz yukarıdaki hedefleri eleştirmeyi başka bir yazıya bırakalım. Bunun yerine, bu iki hedefi doğru kabul edip bu hedeflere nasıl ulaşabileceğimize odaklanalım.

Ölçütlerimizden doğru sonuçlar alabilmemiz için öncelikle bir meslek-kişi ilişkisi kurmamız gerek. Çünkü belli durumlara göre iyi bir marangoz, başarısız bir doktordan hem daha çok para kazanabilir, hem de daha fazla saygı görebilir. Peki o zaman sorumuzu nasıl sormalıyız?

- Belli bir kişi için hem saygın, hem kazançlı meslek hangisi olabilir?

Şimdi denkleme bir değişken daha girmiş oldu: Bu mesleği yapacak kişi.

İş yaşamımın bir döneminde büyük bir kargo firmasında çalıştım. Bildiğiniz gibi kargo firmaları şubeler aracılığıyla hizmet veriyor ve her şubede de bir yönetici bulunuyor. Yanlış anımsamıyorsam, benim çalıştığım bölgede kırk civarında şube vardı ve biz, bölge çalışanları olarak sürekli bu şubeleri ziyaret ederdik. Bütün şubelerin yöneticileri benzer koşullar altında, aynı işi yapıyordu ancak bir şubenin yöneticisi işinden ve kazancından çok hoşnut olduğunu anlatırken bir diğeri müşteriden, araçlardan, çalışanlardan kısacası her şeyden şikâyet ediyor ve harcadığı emek karşılığında eline bir şey kalmadığını söylüyordu. Peki yaptıkları iş aynı olmasına karşın bu kadar farkı yaratan sizce neydi dersiniz?

Bildiniz, biri yaptığı işi seviyordu. Ne uzun çalışma saatleri, ne müşteri şikâyetleri ne de çalışanların sorunları onu işinden soğutabiliyordu. İşi öylesine seviyordu ki erken gelip geç çıktığını fark etmiyor, günün nasıl geçip gittiğini anlamıyordu. Şubesinde bir aile havası yaratmıştı. Diğer şubedeki kişi ise işe isteksiz, neredeyse zorla geliyordu. Tek hedefi günü bitirip bir an önce şubeden kurtulmaktı. Bu şubedeki çalışanlar arasında gergin bir hava seziliyor, kimle konuşsanız şikâyete başlıyordu. Şubede genel olarak bir hoşnutsuzluk ve mutsuzluk rüzgârı esiyordu.

Bu örnek üzerinden bir genelleme yaparsak, sevdiği işi yapan kişiler için, bazı günler normalden daha çok çalışmak, belki de daha fazla mutlu olmak anlamına geliyor. Sevdiği işi yapanlar daha az yoruluyor, daha fazla gülümsüyor, kuşkusuz bu da çevreleriyle daha iyi iletişim kurmalarını sağlıyor.

Şimdi eksik olduğunu bildiğimiz -ancak şimdilik eleştirmediğimiz- ölçütlerimize geri dönelim. Eğer daha fazla para kazanmaya önem veriyor ve insanlardan saygı görmeyi önemsiyorsanız mutlaka sevdiğiniz bir mesleği seçin. Sevmediğiniz bir mesleğin mutsuz, sıradan, zoraki üyesi olmaktansa gönlünüzdeki mesleğin güler yüzlü, başarılı ve geliri daha yüksek bir üyesi olabilirsiniz. Tercih sizin… 

Burak Kaya

Not: Kendini Doğru Değerlendirmek Eğitimine katılarak bu konudaki yetkinliklerinizi artırabilirsiniz. OffCourse'la dünyanın her yerinde, kişisel bilgisayar, tablet veya akıllı telefonunuz üzerinden eğitim alabilirsiniz.