“İntikam Peşinde Koşanlar: İki Kişilik Mezar Kazın”

Douglas Horton, bu ünlü sözünün sonunda, kazacağınız mezarlardan birisinin de kendiniz için olacağını anımsatıyor.

Güç bir duruma düştüğümüzde, yardım görmediğimizde ya da arzularımız geri çevrildiğinde haklı olarak kızarız. Eğer yaşadıklarımız çok daha ağır, haksız koşulları dayatıyorsa o zaman içimizde bunlara neden olan insana karşı da bir düşünce belirir: “Hele şunlar bir geçsin, ben sana yapacağımı bilirim.” Bu pek de sağlıksız bir düşünce değildir, yaşadığımız zorluklara dayanmak için belki bize güç bile sağlayabilir. Gelecek mutlu günler üzerine düşünüp biraz olsun rahatlarız. Yeniden güçlü, sağlıklı bir duruma gelince, bize haksızlık yapan kişilerin pişmanlık duyacağını, yaptığı hatalardan utanacağını düşleriz. Kimse bu düşüncemizden dolayı bizi suçlayamaz. Ancak düştüğümüz kuyudan bizi çıkarmak için destek olması gereken bu duygunun, biz kuyunun tepesindeki açıklığa yaklaştıkça azalması beklenir. Öyle ki, zorluklar azaldıkça beslediğimiz olumsuz duygular aşınacak, kötü anılar unutulacak, geçmişte yaptığımız intikam planları önemini yitirecek. İntikam duygusunun yerini bağışlamaya bırakması için gerekli olan erdem ise hoşgörüdür. Eğer hoşgörü sahibi biriyseniz zorlukları bile olumlu yanlarıyla, size kattıklarıyla anımsarsınız. Düşmanlarınızı kendiliğinden unutursunuz. Size acı veren olayların yerini, bağışlamanın getirdiği bir rahatlık duygusu doldurur. Bağışlamak, insan bedeninde sağaltıcı bir görev üstlenir. Anılarınızın içindeki acı olaylar törpülenir, bunlara neden olan kişilerse çoktan unutulmuştur.

George Orwell’in çok güzel bir sözü var: “İntikam ve cezalandırma fikri çocukça bir hayaldir. Dürüst olmak gerekirse, intikam diye bir şey yoktur. İntikam, güçsüz olduğunuzda ve güçsüz olduğunuz için gerçekleştirmek istediğiniz bir eylemdir. Güçsüzlük hissi ortadan kalktıktan hemen sonra o arzu da buharlaşır.”

Gerçekten de öyledir. Çoğu zaman, güçlü olduğunuzu kendinizin bilmesi size yetecektir. Gücünüzden eminseniz, bunu kimseye kanıtlamak zorunda hissetmezsiniz. Aslında, intikam alma duygusunun kökeninde de bu güçsüzlük duygusu vardır. Elbette siz de bilirsiniz kuyudan çıkmanın yollarını ancak ya paranız, ya gücünüz, ya bilginiz, ya da olanaklarınız yetersizdir bu yollara başvurmak için. İçinde bulunduğunuz duruma bir de insanların tepeden bakışı ya da sizin bu durumunuzdan yararlanmak istemesi eklenince, intikam duygusu içinizde boy verir. “Şimdilik bir şey demiyorum ama” diye geçirirsiniz içinizden. Çünkü bir şey söyleseniz ya azar işitecek ya da şimdikinden daha da kötü bir duruma düşeceksinizdir. Bu içinize atmalar biriktikçe içinizde bir nefret duygusu gelişir. Engel olamazsınız. Ancak eğer yaşadığınız zorluklar size direnme gücü, çalışma arzusu da veriyorsa, o zaman işler değişir. Yaşadığınız zorluklar zaman içinde azalmaya başlar. Bir gün, bir de bakarsınız ki, size düşmanlık yapan yöneticinizle aynı yönetsel düzeye gelmişsiniz. Ya da sizi aldığınız bir borç yüzünden sıkıştıran bir tanıdığınıza artık siz borç verecek kadar parasal durumunuz düzelmiş. İşte o zaman bağışlayıcı olmanın, unutmanın zamanı gelmiş demektir.

Nefret duygusu insanın içini çürüten bir zehir gibidir. Diğer insanlarla ilişkilerinizi, başka konudaki planlarınızı da olumsuz etkiler. Eğer bağışlamayı başaramazsanız zamanla kendinizi çürütürsünüz. Başlıktaki sözü anımsayın. Belki intikam sözünüzü unutmayıp, nefret duyduğunuz kişiyi mezara götürmeyi sağlayabilirsiniz. Ancak o mezarın yanında kendi mezarınızın da var. Bunu unutmayın.

Burak Kaya

Not: Olumlu Zihinsel Tutum Eğitimine katılarak bu konudaki yetkinliklerinizi artırabilirsiniz. OffCourse'la dünyanın her yerinde, kişisel bilgisayar, tablet veya akıllı telefonunuz üzerinden eğitim alabilirsiniz.