Bugünle Dün Arasında Bir Kavga Çıkarmak Yarını Kaybetmekten Başka İşe Yaramaz

Winston Churchill bu sözleri, 1940 yılında 2. Dünya Savaşının henüz başında söylemiş. Şimdi isterseniz bu söze tekrar dönmek üzere, geçmişten nasıl yararlanmak gerektiği üzerine düşünerek, geçmişi öğrenmek dediğimizde ne anlaşılması gerektiği üzerinde duralım.

Geçmişte yaşanan bir olayı anlamak ancak onun nedenlerini ve sonuçlarını anlamakla mümkün olabilir, yoksa kuru kuruya bazı tarihleri ve olayları ezberlemiş oluruz. Öğrenmekle ezberlemek arasındaki temel fark ise sorgulamaktır, tarihsel bir olayı tüm yönleriyle anlayabilmek için mutlaka sorgulayıcı bir tutum içinde olmamamız gerekir. Propaganda ile gerçekleri ayırabilecek kadar sağduyusu olmayan kişi içinse bu neredeyse olanaksızdır. Geçmişte yaşanan olayları neden ve sonuçlarıyla birlikte öğrenmek iki temel konuda bize yarar sağlar:

  • Gelecekte karşımıza çıkacak herhangi bir sorunun sonuçları hakkında öngörüde bulunabilmek.
  • Kişi, kurum veya devletlerin istekleri ve olası niyetleri hakkında daha sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek.

Geleceği tasarlamak için geçmiş deneyimlerimizden yararlanmak hem zaman, hem de maliyet açısından çok daha kârlıdır. Böyle bir değerlendirme yapılmadığında vaatler, sözler, hatta sözleşmeler bile tam olarak anlaşılamaz. Arşiv, verilen sözlerin, yapılan anlaşmaların nasıl tahrif edildiğine ilişkin yüzlerce örnekle doludur çünkü.

Şimdi başlıktaki Winston Churchill’in sözüne geri dönelim. Öncelikle, geçmişi anlamakla geçmişe savaş açmak arasındaki farkın üzerinde durmak istiyorum. Bir konuyu anlamak, çözümlemek, tartışmak için ilk olarak bu konuyla kurulmuş olumlu ya da olumsuz tüm duygusal bağları koparmak gerekir. Olumlu duygular, sevdiğimiz bir kişinin yaptığı hatayı görmemizi engeller, bahaneler, gerekçeler bulmaya yöneltir bizi. Olumsuz duygular ise yapılan hataları olduğundan büyük görmemize neden olurken, her iyi hamleye de bir kulp takmaya yönlendirir bizi. Duygularımız ister olumlu, isterse olumsuz olsun bir şekilde gerçeklerin üstünü örter, geçmiş olaylarla ilgili doğru bir değerlendirme yapmamızı engeller.

Kötü bir yönetim söz konusu olduğunda bu tür duygular genellikle olumsuz yönde olur. Bütün başarısızlıkların nedeni geçmişe götürülür ve bir süre sonra hayali bir düşman yaratılır. Yöneticiler geçmişten gelen bu hayali düşmanla kavgaya tutuşurlar. Yapılan her iş geçmişteki düşmanla bağlantılı olarak anılmaya başlar. “Falanca beyin yüz günde yapamadığını, biz on günde yaptık”, “Falancanın cesaret edemediğine biz ettik” gibi sözler havada uçuşmaya başlar. Başarı geçmişteki düşmanlara rağmen elde edilmiş bir kahramanlık, başarısızlık ise onların neden olduğu kaçınılmaz bir sonuç gibi sunulur. Nefret ve düşmanlık duygusu, tüm hedef ve amaçların üzerine çıkmıştır.

Bugün dünyada olmayan hayali bir düşmanın sizi alt edecek hali yok ya. Ancak bu kavga adım adım, yöneticilerin hiç tahmin etmediği bir sonuca doğru ilerler. İnsanlar gerçek bir yarış içinde olmadıklarını sezer, bu kavgadan bir kazanç elde edemeyeceklerini anlamaya başlarlar. Geçmişle boğuşmak hem yorucu, hem de anlamsızdır. İnsanlarda görülen ilk belirti bıkkınlık olur. Geçmişte hatalar yapılmış olsa bile, bugün biz asıl sorunlarla uğraşmak yerine neden bunlarla uğraşıyoruz düşüncesi belleklere tutunur. Bu düşünce bir kez belirdi mi, insanlar bu anlamsız savaşa olan inancını yavaş yavaş kaybederek Churchill’in sözündeki kaçınılmaz sona doğru ilerlemeye başlar.

Bugünü kurtarmak ve yarını tasarlamak isteyen insanların geçmişle ilişkisi kavga etmek değil ders çıkarmak şeklinde olmalıdır. Geçmişteki bir kavgayı zaten kazanamazsınız. Böyle bir kavgada, Churchill’in sözündeki gibi ancak geleceğinizi kaybedersiniz.

Burak Kaya

Not: Duygularını Yönetmek Eğitimine katılarak bu konudaki yetkinliklerinizi artırabilirsiniz. OffCourse'la dünyanın her yerinde, kişisel bilgisayar, tablet veya akıllı telefonunuz üzerinden eğitim alabilirsiniz.